Erdal_GÖKMENErdal_GÖKMEN
20-11-2013
YOKSUL(N)U DOYUR.

 

Bakara suresi. 184 "Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır."

İslam kolaylaştırır. Zor olanı kolaylaştırmak, zor olan kolay gelene kadar da, topluma yararlı bir şey yapmayı teşvik eder. İslam dinine inanan olur, inanmayan olur. Ancak bir gerçek vardır ki, bu inkar edilemez. DİNLER TOPLUMU İYİYE YÖNLENDİRMEK İÇİN VAR OLMUŞTUR. Hele ki, ortaya çıktığı dönemi düşündüğümüzde, verdiği mesajların ne kadar güçlü olduğunu fark ederiz.

Yukarıda paylaştığım sureyi göz önüne alalım ve verdiği mesajı detaya girmeden inceleyelim. 'Bir emri bir nedenle yerine getiremiyorsan, karşılığında bir başka iyilik yapman senin için iyidir. eğer bu iyiliği daha fazla yaparsan bu daha da iyidir.' Dinler, yapılacak bir eylemi kesin sınırlar ile belirlemeye çalışır. Çünkü yazan bilir ki, insan kendi çıkarları doğrultusunda her emri kendine göre uygular. İnsanoğlu, çoğu zaman emri yerine getirmek ile, görevini tamamladığını düşünür, hatta bazen emri çiğnemeden de suistimal etme yollarını arar. Ancak bu ayet, bu duruma izin vermeyip, daha fazlasını teşvik ediyor. İşte bu yazıyı da bu ayetin ışığı ile yazmaya çalışacağım.

 Kur'an, "Mülk Allah'ındır" der. Bu "mülkiyet" aklınızın alabileceği her şeyi kapsar. Peki hayvanların Mülk'te yerleri ne kadardır? Hemen yanıt vereyim, insanlar kadar yer kapsar. Hatta çok daha önemlidir çünkü, tüm tabiat ve hayvanlar, Hz. Adem'in emrine verilmiştir. Daha doğrusu bu mülk, Adem'e dolayısı ile Adem oğullarına emanet edilmiştir. (Tevrat, Tekvin 2. bölüm, 19 ve 20. ayet) O halde, İslam alemi için çok önemli olan bu ayda, hayvanlara iki kat daha özen göstermek gerektiğini düşünüyorum.

Az önce, akşam yemeği için taze pide almak için fırına gittim. Hazır dışarı çıkmışken; köpeğimin de gezmesini istedim, yanıma aldım. Fırına gelirken (artık isimleri fırın değil, unlu mamuller) iki sokak köpeğinin saldırısına uğradık. Tabii asıl saldırdıkları köpeğimdi. Saldırıyı bertaraf edip eve gelince düşünmeye başladım. Saldırı, bu hayvanlardan nefret etmemi mi gerektiriyordu? O an ne hissettiklerini algılayamadığım canlılara, düşman mı olmalıydım? Taşı kafalarına atmalı, veya daha da ileri giderek silahımı çekip vurmalı mıydım? Bu muhakeme 3 dakika sürdü; eve gelene kadar. Eve gelir gelmez, bu canlılara imkanlar sunmam gerektiğini hatırladım.

Mülk'ün içinde yer alan bu canlılar, yoksundu, yoksuldu. Bizler tarafından insan yaşamına sokulmuş ve sonra terk edilmişlerdi. O halde bu canlara yardım boynuma borçtu. Hz. Adem'in faturasını ben ödemeliydim. Bundan kaçamazdım. Bir kaba, köpeğim için aldığım mamayı doldurdum ve aşağı indim. Az önce bize saldırmış köpeği buldum ve mama kabını önüne bıraktım. Karnı açtı ancak bana güvenemedi. Halbuki kendisi ile daha önce tanışmamıştık. İlk tanışmamızda o saldırmıştı. Anladım ki, o hayvana insanlar zarar vermişler. Yoksa kötülük görmediği bir canlıdan neden korksun? Tedirginlik ile mama kabını kokladı. Benim yanımda yemek yemenin güvenli olmadığına karar vererek tası ağzıyla aldı ve on metre ileriye giderek yemeye başladı. Bir banka oturdum ve izlemeye başladım. Yemeğini iştahla yiyordu; belli ki açtı. O an insan olmaktan utandım.

İftariyelik almak için birbirini ezen insanoğlu, amellerini körlemek için marketlere hücum ediyordu. Neymiş, akşama kadar bir öğün eksik yemiş (ben 365 gün iki öğün yerim)... Peki, açlık ve susuzluğun ne olduğunu yaşayarak gören insanoğlu niçin başını kaldırıp başka aç ve susuz var mı diye bakmaz? Orucun anlamı, yiyecek ve su yoksunluğunu birebir anlamak değil midir?

Çağdaş ülkeler, sosyal projeler ile insanların aç kalmaması için önlemler geliştirir. Tabii tüm canlılar için duyarlıdır. Ülkemiz henüz hayvanlar konusunda bu duyarlılığa ulaşmış değil. O halde, bu görev Devlet yapamıyorsa bizlerindir. Ben bu günden tezi yok iki köpeği daha evlat edindim. Günde iki kez su vermek, bir kez yemek vermek için kendime görev verdim. Bu iki can ile bir kaç güne kadar çok iyi dost olacağımdan eminim. Çünkü köpekler kendisine uzanan eli ısırmayacak kadar asildirler. Kendilerine uzanan eli ısırmak, Allah'ın en üstün varlık olarak yarattığı insana mahsus bir özelliktir. Ya da gerçekten öyle midir? Dostlukla

Erdal Gökmen

YOKSUL(N)U_DOYUR.   
DİĞER YAZILARI

YOKSUL(N)U_DOYUR.


Didim Zeytin Festivali

Didim Bit Pazarı- Di-Bit

Motosiklet Yarışı Rüzgârı

Turkiye'nin İlk Yerli Güneş Hücresi

Didim Yerel Seçim Sonuçları

Ege Bölgesi Kariyer Fuarı

Zeytin Ağacı Budama Kursu Sertifika Töreni

Kuşadası’nda “Aydem Sınıf Kitaplığı” Oluşturuldu


_Tedavi_goren_cocuklara_ve_ailelerine_muzik_performansi
Tedavi gören çocuklara ve ailelerine müzik performansı..

Uluslararasi_6.Tarim_Fuari
Uluslararası 6.Tarım Fuarı..

Didim_Emlakcilar_Listesi
Didim Emlakçılar Listesi..

Turkiye'nin_Ilk_Yerli_Gunes_Hucresi
Turkiye'nin İlk Yerli Güneş Hücresi..






sinyaller-com

facebook_didimhaber twitter_didimhaber
didimpazar





Sah_Emlak_Ltd_sti_Didim
My_Eden_Didim


ADM_Elektrik_Dagitim'indan_Kizilay_Ile_Ornek_Isbirligi
ADM Elektrik Dağıtım'ından Kızılay İle Örnek İşbirliği..

Aydin_Cagiriyor
Aydın Çağırıyor..

Bereket_Enerji_Grubu’nun_22._hidroelektrik_santrali_Akinci_HES_devreye_alindi
Bereket Enerji Grubu’nun 22. hidroelektrik santrali Akıncı H..