Ümit_SÖNMEZÜmit_SÖNMEZ
21-11-2013
Dil Öğreniyorum
 

Diller nasıl gelişti? A harfinden başlıyorum düşünmeye... gerçi, fazla ileri gidemiyorum. İnsanların en çok kullandıkları harf a harfidir. Ağzın normal açık olması; ki tüm insanlık için aynıdır bu; farkında olmadan yaptığımız hareket-ağız biçimi a harfini söylemeye daha meyillidir, diğer harflere nazaran.  Ağız biçimi, şekil olarak ş harfini söylemeye meyilli bir şekilde olsaydı muhtemelen bugün ah çekmek yerine şah çekecek olurduk. 



Dil öğrenme merakı iki sene önce başladı.”Türk'ün aklı sonradan gelir” atasözünün anlamını yurtdışına gidip geri gelince daha iyi anlamıştım. Aslında, “gelince” değil, oradaki birkaç şey yüzünden kafamı hayali duvarlara vurur oluştum. Gitmeden hemen önce birazcık cümlelere baksan ne olur! Yok, zaten orada biri var bütün çevirileri yapacak, diye tek bir kelimeye bile bakmadım. İlk durağım Almanya olduğu için üç-beş Almanca kelime bakmam önerilmişti... fakat bakmamıştım. 

Ben misafir eden öğretmen ablanın komşuları ile de tanıştım. Hans ve İvona. Sonraki günlerde Günter ve Nadia ile. Bir akşam bizi davet ettiler Hans ve İvona. Birkaç komşu daha gelmiş, oturuyor, sohbet ediyorlardı. Nezaketli insanlar. Ne içeceğimi sordular ilkin. Şarap, dedim. Hans, tam bir Alman. Emekli öğretmen. Yüzünden disiplin çağıl çağıl akıyor. Eşi İvona, zaman zaman takılırmış ona, bu tam bir Alman olması ile ilgili. İvona Polonya asıllı Alman. Ne kadar nazik bir hanımefendi, bir görseniz. Birdir ikidir, kimdir nedir şeklinde çeviri yardımıyla konuştuktan sonra.. haliyle, insan tıkanıyor. Neden? Çünkü dil bilmiyorsun. Sohbetin bir yerinde Hans, ablama soruyor; Almanca biliyor mu? Diye. Yok, diyor ablam. İngilizce de mi bilmiyor? diye soruyor; hayır, diyor ablam. “İngilizce de mi?” cümlesi aklımda yangılı bir şekilde yer ediyor. 

Konuşmaya devam ediyorlar... şöyle bir bakıyorum onlara... aslında çok şey konuşabilirim onlarla, diyorum, çünkü eğitimciler onlar da, tıkanıyorum... Hans'ın bizim fıkralarımızda önemli bir yeri olduğunu da söylemek istiyorum... söyleyemiyorum. İvona'nın bir kolaj çalışmasını gördüm girişte, duvara asılı; beğendiğimi söylemek istiyorum... söyleyemiyorum. Bir Türk olarak, aklımın, gerçekten de sonradan geldiğini o anlarda fark ediyorum... 



Sonraki günlerin birinde Günter ve Nadia ile tanışıyoruz bir akşam. Günter bir mimar. Çok ülke gezmiş, çok yer de görmüş. En son Fas'a gitmiş, hatta bir kırığı bile varmış; Faslı bir güzel. Yüzünden anlıyorum; hoş sohbet biri. Nadia da öyle. Nadia da eğitimci. Müdire. Nerden açıldıysa konu dinlerden açılıyor. Ha, tamam, hatırladım. O günün sabahı Köln'ü tek başıma gezmek için çıkmıştım dışarı. DOM katedraline yakın bir yerde bir büfeden bir sandviç almıştım. Adını unutmamıştım. Sonra huylanmıştım... Akşam gelince konu öyle açıldıydı. Domuz etli sandviçmiş. Bir kiliseye mi, yoksa bir camiye mi gidip tövbe istiğfar gerektiğini sormuştum.. Gülüşmüştük...  Hıristiyanlığa geçmeyi düşündüğümü söyledim, İslami yaşayışların hoşuma gitmediğini söyledim fakat ilginçtir Günter fikren onaylamadı bunu. Meğerse ben İslam filan deyince ben, Sufilik, Mevlevilik aklına gelmiş. Bu kollarla biraz ilgisi, ve konuyu farklı şekillerde biraz bilmişliği varmış. Ve o anlarda anlamıştım ki işin mistik yanları ilgisini çekiyordu, siyasal veya cemaatik-şirket işlerinden pek haberi yoktu. 

Nadia bir okul müdürü; söylemiştim. Eğer ki müsait olurlarsa okuluna gelmek istediğimi söyledim, olur dedi. Fakat sonra birtakım tadilatlar sebebiyle kapalı olacağını öğrendik. Amacım, sistemlerini biraz anlamaya çalışmaktı. 



Köln'de tek başıma gezmeye karar verdikten sonra bir sabah çıktım dışarı, gerekli rehberlikleri; yol güzergahlarını filan da aldıktan sonra.”Vay anasını!”ydı. Almanya'da tek başıma geziyordum.. Fakat daha ilk dakikalarda sorunlarla karşılaştım. Yakın bir istasyonunda DOM katedraline gitmek üzere beklerken...bindim metroya. İçerde bir otomattan bilet alınması gerekiyormuş. Yakınımda oturan iki genç kızdan yardım istedim.. fakat şu an, nasıl yardım istediğim hatırlamıyorum; işaret mi etmiştim? Ne yapmıştım da yardım alabilmiştim... hatırlamıyorum. Allah'tan ki kızlar akıllı çıktılardı da bilet alabilmiştim.

DOM'a 4-5 durak kala, metro bir istasyonda durdu. Bir anons geçildi; Almanca tabii. Herkes indi. Diğer vagonlardan da herkes indi. Görebiliyordum. Ben aval aval oturuyorum. O anlarda diyorum ki içimden, sanırım burası çarşı gibi bir yer; milletin işi gücü hep burada, bu yüzden hepsi indi... Aynı anons bir kere daha duyuldu.. Ben yine bekliyorum.. Bir daha aynı anons gelince...olayı anladım... Birileri kameradan beni izliyordu ve ben tam bir salak gibi gözüküyordum... İndim... Dolandım durakta biraz. Tabelalardaki güzergahlara baktım, bir şey anlamadım. Sanırım bir aktarma olmuştu. O kadar kalabalık birden ortadan kaybolduğu için takip etme şansım da kalmamıştı... Düşündüm. Duraktan ayrılıp etrafta Türk aramaya başladım. Bir market buldum. DOM' ne tarafta? Dedim. Bana oraya git, şuna bin, şuradan in, buraya bin..gibi talimatlar verdi. Anlamadım tabii. Fakat yönünü göstermişti DOM'un.  Yürüdüm o yöne doğru. Birkaç kilometre yürüdüm katedralin sivri uçlarını takip edip. 



Zaman yettiğince birçok yeri gezdim. Müzeleri, Süpermarketleri, katedrali, yanını yöresini... 

... 



Dilsiz gibi bir şeysiniz yani. İnsanlara bakıyorsunuz, güzel kızlara bakıyorsunuz... Bazı açılardan bakıldığında, insan olarak çok daha değerli olduğunuzu hissediyorsunuz fakat işte o tuhaf dilsizlik çok tuhaf... Kendi kendime Türkçe konuşsam bile kendime yabancı gibi olacakmışım gibime geliyordu. 

... 

20 gün boyunca pek çok yeri gezdik dolandık. Esenboğa'ya geldim. Otobüs terminaline gidecek otobüslerini beklemeye koyulmuştum. Bir sigara çıkardım paketten. Aksilik bu ya, çakmağın gazı bitmiş. İki metre kadar ötemde biri duruyordu. Yanaştım. Sigara içiyordu. Sol elimde sigara vardı. Diyeceğim şeyi bir türlü diyemiyordum...Ateş isteyecektim.. konuşamıyordum... Adam güldü, ateş mi istiyorsun abi? dedi. He yav! lafı çıkabildi ağzımdan. Sanırım, biraz daha dursaydım yurtdışında, Türkçe'yi unutacaktım. 

... 

Turhal'a döner dönmez şöyle adı iyi bilindik bir kursa yazıldım Americanlı mamericanlı. Oradaki yabancı insanlar...  Hans, İvona, Günter, Nadia ve diğerleri... ve fakat o Güney Almanya'da, eski bir Roma şehrinde bir kafede otururken ben, yan masada gülümseyen yüzüyle oturan o yeşil gözlü kız... konuşabilseydik acaba ne diyeceklerdi, neler anlatacaklardı?..Daha da önemlisi, acaba ben onlara neler anlatacaktım?.. 

Bugüne bugün A2 seviyesindeyim. Buraya geldiğim için ara vermek zorunda kalmıştım, fakat bir müddet sonra aynı kursun burada açılan şubesinde devam edeceğim. 
Dil_Ogreniyorum   
DİĞER YAZILARI

Didim'in_Sahte_Solcuları
İçimizdeki_Bilgisayar-_Teknik_Nükte_Teşebbüsleri
Didim;_Haberin_olsun,_dedim
Chip'in_mi_var_derdin_var
Şeyler
Liman_Yolu_Kargaları
Yurttaşlık_Dersleri-_CIA_ajanını_nasıl_ısırdım?
Hüzünlü_Kediler_Zamanı
Ne_diyor_bu_müptezel?
Radulus_nedir,_canım?
Tecavüz_günlükleri_–_Doktor_Anonymous
Tecavüz_Günlükleri-_Modeller
Tecavüz_Günlükleri_–_Didim\'de_toplu-tatlı_temaşalar
Tecavüz_Günlükleri_–_Telaşa_mahal_yok
Kısa_kısa_–_4_buçuk_G_Hava_civa
Kısa_kısa_-_Akıllı_akıl_hastası
Duma_duma_dum!_Ben_bir_yalan_uydurdum._Bodrum.
Kısa_Kısa_–_Ne_yaparsan_yap_çiş_ile_yap
Kısa_kısa_–_Kötü_Çocuk
Korkunç_Gerçekler_–_Neredesin_ASKİ_m?
Korkunç_Gerçekler_–_40_ı_çıkarmak
Korkunç_Gerçekler_–_Şikayetvar
Bir_harfim_var,_kölelik_pahasına
Rosetta\'nın_Zonguldak_çıkarması
Günlük_–_Üç_Şehitler
Günlük_–_Çinliler_bunu_da_yaptı
Günlük_-Reklam_yapsam_yer_misin?
Günlük_–_Bonzai
Günlük_–_Obama\\\'yı_TİT\\\'lemek,_CIA\\\'ya_kitlemek
Günlük_Gerçeküstücülük_bağlamında_İspiyonizm
Günlük_-_Kurban\\\'da_timsaha_girelim
Makul_bir_yazı
Pırıltı_Akasya_Çağlayan_İçin_Yardım_Kampanyası
Günlük_Kung_Fu_yapsam_yer_misin?
Günlük-_Görgü_yapsam_yer_misin?
Günlük-_Kopya_Kadınlar
Günlük-_300
Günlük_–_Seni_seviyorum_Google
Günlük_–_Kaşık_Düşmanı_Merkel
Günlük_–_Son_Lavaşçı
Günlük-_Bilişim_Şehidleri_Ölümsüzdür!
Günlük-_Kuduz_Veliler_Teyakkuzda
Kullan_at_bu_hayatı
Kafana_göre_oyna
Namlunun_ucu_ile_memenin_ucu_arasındaki_7_fark
Nasuh_Mahruki_ile_Depremsiz_Geceler
Kahraman_Piyano
Leonardo_da_Şimdi
Yılanların_Öcü_The_Walking_Dead
Nereye_Didim?
1+1_Evlen_benimle_(mutfak_ayrı)
İçkisi,_kumarı,_şiiri_yoktur.
Canan_Karatay_ile_yağlı_kilolu_geceler
Yazmayı_Yazmak
Benim_adım_IŞİDci_Kerim
Düşmezdi_aramıza_bu_kül_yağmuru
Sen_sapta_bekle,_geliyorum_ben
Didim’de_Gerçek_bir_alevi_Derneği_kuruyoruz
Semaha_duran_hırsız_Aleviler
Gooolf
Edı_bese_lo_Mafya
Renge_dönen_gölgeler
Bir_kız_sevdim_adı_Mehmet
Doçenti_doğrayan_profesör
Soma_geçti_göbek_atalım
Çeşmenin_Başına_Bir_Güzel_İnse
E-ticaret_nedir?
Didim\'de_İlluminati\'nin_Ayak_Sesleri
Nerden_biline
Kalite_Domates
Megalodonlar
Nowadays_Vahşilik
Bilişim_Dünyası_İş_Olanakları
Facebook_Devlet_Olur_mu_Olur
İçimizdeki_Şam_Şeytanı_Hacı
Nerdeee_O_Koca_Memeli_Teyzeler!
Havadan_Nem_Gibi_Kapılan_Notlar
Aşk_Ve_Balata-i_Katre
Kısa_Değinişler
Ezana_Uluyan_Köpekler
Tekmili_Birden_Yürüyüş_Notları
İstidatım
Terminal_Kuşları
Çocuklara_Ne_Vermeli?
İçimizdeki_Yazar-kasa
Şekercioğullarından_Zuckerberg
Kara_Şeytan
KQ
Sun_Tzu\'nun_Savaş_Sanatı
Dil_Öğreniyorum


Tiyatro Sezonu Açıldı

Yabancılara gayrimenkul satışı

Didim'de Motosiklet Hırsızları Yakalandı

"Kadına Şiddet" Temalı Ulusal Karikatür Yarışması

Gençler Atatürk için yürüdü

İlan ve Reklam Vergisi

Yöresel Dernekler Festivalleri

10 Kasım Dinletisi


Calisanlar_pembe_giyerek_seslerini_duyurdu
Çalışanlar pembe giyerek seslerini duyurdu..

11_Milyon_Fidan_Dikiliyor
11 Milyon Fidan Dikiliyor..

Yabancilara_gayrimenkul_satisi
Yabancılara gayrimenkul satışı..

Girisimlerde_Bilisim_Teknolojileri_Kullanimi_Artti
Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanımı Arttı..






sinyaller-com

twitter_didimhaber
didimpazar





_Emlak_3-1_Didim
My_Eden_Didim


Hamza_Saykan_Resim_Sergisi
Hamza Saykan Resim Sergisi..

Turizm_geliri_gecen_yilin_ayni_ceyregine_gore_%13,2_artti
Turizm geliri geçen yılın aynı çeyreğine göre %13,2 arttı..

Ilan_ve_Reklam_Vergisi
İlan ve Reklam Vergisi..